İran, 1 Nisan’da Şam’daki konsolosluk binasına düzenlenen ve üst düzey askeri komutanların ölümüyle sonuçlanan İsrail saldırısına karşı misilleme hazırlıklarını hızlandırdı. Tahran, bölgedeki gerilimi daha da tırmandırmamak adına Washington’a “kontrollü” bir yanıt vereceğini bildirmesine rağmen, Devrim Muhafızları’nın komutanlarını hedef alan bu saldırıya mutlaka karşılık vereceğinin altını çiziyor.
Saldırıda, İran Devrim Muhafızları Ordusu (IRGC) Kudüs Gücü’nün üst düzey komutanlarından General Mohammad Reza Zahedi ve yardımcısı Mohammad Hadi Haji Rahimi‘nin de aralarında bulunduğu birçok subay hayatını kaybetmişti. Bu olayın ardından İran, “meşru müdafaa hakkını” kullanacağını defalarca vurguladı ve başta ABD olmak üzere uluslararası kamuoyunu olası bir misilleme konusunda bilgilendirdi.
Tahran’dan “Misilleme Kararı” ve Diplomatik Mesajlar
İsrail’in Şam’daki diplomatik misyonuna yönelik saldırısının ardından İran’da üst düzey bir güvenlik zirvesi gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi başkanlığındaki Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi toplantısında, İsrail’in saldırılarına karşı “misilleme kararları” alındığı belirtildi. İran medyası, bu toplantıda “karşılıklı yanıt için gerekli kararların” alındığını duyurdu.
ABD’ye “Kontrollü Yanıt” Vurgusu
Tahran yönetimi, bir Arap ülkesi aracılığıyla ABD’ye önemli bir mesaj iletti: İsrail’in Şam’daki büyükelçilik kompleksindeki konsolosluk binasına yaptığı saldırıya karşı “bölgesel gerilimi tırmandırmayacak şekilde” karşılık verileceği ve yanıtın “kontrollü” olacağı bildirildi. Washington, daha önce İran’ın İsrail’deki diplomatik misyonları veya konsoloslukları hedef alabileceği konusunda Tel Aviv’i uyarmıştı. Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Konseyi Sözcüsü Adrienne Watson da İran’dan gelen tehditler konusunda Tahran ile iletişimde olduklarını doğruladı ancak iletişim kanalının detaylarını paylaşmadı. ABD Başkanı Joe Biden ise İran’ın “başarılı olamayacağını” belirterek İsrail’in güvenliğine tam destek verdiklerini yineledi.
İsrail ve Uluslararası Toplumun Tutumu
Bölgedeki gerilim sadece İran ve ABD arasında değil, İsrail’in de sert duruşuyla tırmanıyor. İsrail Dışişleri Bakanı Israel Katz, İran’ın kendi topraklarından doğrudan bir saldırı gerçekleştirmesi halinde İsrail’in de İran topraklarına karşılık vereceğini açıkça ifade etti.
BM Güvenlik Konseyi’ndeki Bölünmüşlük
Saldırının uluslararası yankıları, 2 Nisan’da toplanan Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi‘nde net bir şekilde ortaya çıktı. Rusya ve Çin, İsrail’in diplomatik binalara yönelik saldırısını kınayarak İran’ın pozisyonunu destekledi. Rusya’nın BM Temsilcisi Vassily Nebenzia, İsrail’in eyleminin uluslararası hukuku ve diplomatik dokunulmazlığı ihlal ettiğini savundu. Buna karşılık ABD, İngiltere ve Fransa da saldırıyı kınadı ancak saldırının faili olarak İsrail’i doğrudan isimlendirmekten kaçındı.
İran’ın BM Temsilcisi Amir Saeid Iravani, Konsey toplantısında İsrail’in “terör saldırısı” gerçekleştirdiğini ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini vurguladı. Iravani, İran’ın bu saldırıya karşı “meşru müdafaa hakkına” sahip olduğunu belirterek, gelecekte atılacak adımların bölgede barış ve güvenliği sürdürme prensipleri doğrultusunda olacağını ifade etti.
Bölgedeki tansiyonun giderek yükseldiği bu dönemde, İran’ın “kontrollü” yanıtının ne zaman ve ne şekilde gerçekleşeceği merakla beklenirken, uluslararası aktörler olası bir geniş çaplı çatışmayı önlemek için diplomatik çabalarını sürdürüyor.

