Amerika Birleşik Devletleri’nin eski başkanı Donald Trump, İran’ı adil bir anlaşma müzakere etmeye çağırarak, aksi takdirde ülkenin ekonomik yıkımla karşı karşıya kalacağını, ancak bir anlaşma durumunda büyük bir refaha kavuşabileceğini belirtti. Trump, kendi dönemindeki “maksimum baskı” politikasının İran’ı masaya getirdiğini ve mevcut yönetimin “zayıf” yaklaşımını eleştirdi.
Trump, yaptığı açıklamada, “İran çok daha güçlü ve zengin olabilir, ama sadece doğruyu yaparlarsa ve adil bir anlaşma müzakere ederlerse” ifadelerini kullandı. Eski başkan, Tahran’ın adil bir müzakere yürütmesi halinde “muazzam bir zenginlik” elde edeceğini vurgularken, aksi takdirde ülkenin ekonomik olarak harap olmaya devam edeceğini öne sürdü.
Trump’ın “Maksimum Baskı” Stratejisi ve Etkileri
Donald Trump, 2018 yılında ABD’yi İran nükleer anlaşmasından (Ortak Kapsamlı Eylem Planı – JCPOA) çekmiş ve İran’a yönelik sert ekonomik yaptırımları yeniden uygulamaya başlamıştı. Kendi yönetimi döneminde uygulanan bu “maksimum baskı” stratejisinin İran ekonomisi üzerinde yıkıcı etkileri olduğunu savunan Trump, İran’ın petrol ihracatının yaptırımlar öncesindeki günlük 2.8 milyon varilden günlük 200 bin varile kadar düştüğünü iddia etti. Bu durumun, dünya genelinde petrol fiyatlarının önemli ölçüde düşmesine de katkı sağladığını belirtti.
Eski başkan, uyguladığı yaptırımlar sayesinde İran’ın nükleer programını dizginleme ve bölgesel faaliyetlerini kısıtlama konusunda önemli adımlar atıldığını dile getirirken, bu politikaların Tahran’ı müzakere masasına oturmaya zorladığını belirtti. Trump, İran’ın yaptırımlar nedeniyle “paraya muhtaç” hale geldiğini ve bunun da onları müzakerelere açık hale getirdiğini ifade etti.
Mevcut Yönetime Yönelik Eleştiriler
Donald Trump, mevcut ABD yönetiminin İran politikalarını da sert bir dille eleştirdi. Biden yönetimini “zayıf” olmakla suçlayan Trump, bu zayıflığın İran’ın yeniden “zenginleşmesine” ve nükleer programını ilerletmesine olanak tanıdığını iddia etti. Kendi dönemindeki politikaların daha etkili olduğunu ve İran’ı kontrol altında tuttuğunu savunan eski başkan, mevcut durumun uluslararası güvenlik için risk oluşturduğunu öne sürdü.
Trump’a göre, Biden yönetiminin İran’a karşı yeterince kararlı bir duruş sergilememesi, Tahran’ın uluslararası toplumu hiçe sayan eylemlerine devam etmesine yol açıyor. Eski başkan, “Benim yönetimin zayıf olsaydı, İran şimdi zengin olmazdı ve dünya çok daha güvenli bir yer olurdu” şeklindeki ifadeleriyle kendi politikalarının üstünlüğünü vurguladı.
İran-ABD İlişkilerinin Geleceği ve Müzakere İhtimali
Trump’ın bu açıklamaları, ABD ile İran arasındaki nükleer müzakerelerin geleceğine dair belirsizliklerin devam ettiği bir dönemde geldi. Biden yönetimi, JCPOA’yı canlandırma çabalarını sürdürürken, müzakereler henüz somut bir ilerleme kaydetmiş değil. Trump’ın yeniden başkanlık adaylığı yarışına girmesiyle birlikte, İran’a yönelik politikaların ABD siyasetinde önemli bir tartışma konusu olmaya devam edeceği öngörülüyor.
Eski başkanın çağrısı, İran’ın kendi iç ekonomik sorunları ve uluslararası baskılarla mücadele ettiği bir süreçte geldi. Trump’ın iddia ettiği gibi, İran’ın refaha ulaşmasının tek yolunun “adil bir anlaşma” olup olmadığı ise uluslararası diplomasi ve gelecek müzakerelerin seyrine bağlı olacak.

