İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Nasser Kanaani, eski ABD Başkanı Donald Trump’ın Ortadoğu’ya ilişkin yaptığı “Taş Devri” benzetmesine sert bir dille karşılık verdi. Kanaani, Trump’ın bölgenin kaderini Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) varlığına bağlayan iddialarını eleştirerek, “Taş Devri’nde Ortadoğu’da petrol veya doğalgaz pompalanmıyordu,” dedi.
Bu çıkış, Trump’ın geçtiğimiz günlerde yaptığı ve başkanlığı döneminde ABD’nin Ortadoğu’yu “kontrol altında tuttuğunu” iddia ettiği açıklamalarına yanıt olarak geldi. Trump, eğer başkan olmasaydı bölgenin Çin ve Rusya tarafından ele geçirileceğini ve “Taş Devri’ne geri döneceğini” öne sürmüştü.
Trump’ın Ortadoğu ve Kaynaklar Üzerine İddiaları
Donald Trump, başkanlık kampanyası sırasında ve görev süresi boyunca Ortadoğu’daki enerji kaynaklarına yönelik çarpıcı yorumlarıyla tanınıyor. Daha önce “Irak’ın petrolünü almalıydık” gibi ifadeler kullanarak bölgedeki kaynakların stratejik önemine vurgu yapmıştı. Son açıklamalarında da bu tutumunu sürdürerek, ABD’nin varlığının Ortadoğu’daki istikrar ve modernleşme için vazgeçilmez olduğunu savunmuştu. Trump’ın iddialarına göre:
- Başkanlığı döneminde ABD, Ortadoğu’yu “kontrol altında” tuttu.
- ABD’nin bölgedeki etkisi olmasaydı Çin ve Rusya Ortadoğu’yu ele geçirecekti.
- Bölge, ABD’nin liderliği olmadan “Taş Devri’ne geri dönecekti”.
İran’dan Tarihsel ve Kaynak Temelli Yanıt
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Kanaani, Trump’ın bu “Taş Devri” benzetmesini tarihsel gerçeklik ve bölgenin ekonomik yapısıyla çürüterek yanıt verdi. Kanaani, “Şu anda Ortadoğu’da pompalanan petrol ve doğalgaz, bölgenin ABD’nin Taş Devri’ne dönüş tehditlerine karşı en önemli sigortasıdır,” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, bölgenin asıl değerinin sahip olduğu doğal kaynaklar olduğunu ve bu kaynakların modern ekonomideki yerinin, ABD’nin askeri ya da siyasi müdahalesinden bağımsız olduğunu ima ediyor.
Diplomatik Gerilimin Arka Planı
İran ile ABD arasındaki gerilim, Trump yönetiminin 2018 yılında Kapsamlı Ortak Eylem Planı (JCPOA) olarak bilinen nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesi ve İran’a yönelik ağır yaptırımları yeniden uygulamaya başlamasıyla zirveye ulaşmıştı. Bu yaptırımlar, İran ekonomisini hedef alarak petrol ihracatını büyük ölçüde kısıtlamayı amaçlıyordu. Kanaani’nin yorumları, ABD’nin bölgedeki politikalarını ve söylemlerini, enerji kaynaklarına yönelik sömürgeci bir bakış açısı olarak değerlendiren İran’ın duruşunu bir kez daha ortaya koyuyor.
Bu diplomatik atışma, Ortadoğu’nun küresel jeopolitikteki merkezi rolünü, enerji kaynaklarının stratejik önemini ve büyük güçlerin bölge üzerindeki nüfuz mücadelelerini bir kez daha gözler önüne seriyor. İran, bölgenin geleceğinin dış güçlerin dayatmalarıyla değil, kendi dinamikleri ve kaynaklarıyla şekilleneceği mesajını vermeye devam ediyor.

