Brezilya’nın güneydoğu kıyısındaki Rio de Janeiro eyaletini vuran şiddetli yağışlar, Petropolis ve Teresopolis başta olmak üzere birçok şehirde yıkıcı sellere ve toprak kaymalarına neden oldu. Yetkililer, felakette en az 23 kişinin hayatını kaybettiğini ve 34 kişinin yaralandığını doğruladı. Bölgede devam eden arama kurtarma çalışmaları nedeniyle can kaybının artmasından endişe ediliyor.
Aşırı hava koşulları nedeniyle 350’den fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı. Rio de Janeiro Valiliği, özellikle Petropolis şehri için “olağanüstü hal” ilan ederek, eyaletin doğası gereği yüksek risk taşıyan bölgelerinden biri olan bu kentin ağır darbe aldığını belirtti. Vali Yardımcısı Thiago Pampolha, federal hükümetten afetle mücadele için acil destek talep etti.
Yıkımın Boyutu ve Kurtarma Çabaları
Kentin birçok bölgesinde evler sele kapılırken, cadde ve sokaklar adeta nehirlere dönüştü. Toprak kaymaları, altyapıda ciddi hasarlara yol açtı ve kurtarma ekiplerinin enkaz altında kalanlara ulaşmasını zorlaştırdı. Sivil savunma birimleri ve itfaiye ekipleri, polis ve gönüllülerle birlikte gece gündüz demeden kayıp kişileri arama ve mahsur kalanları kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. Yaralılar çevredeki hastanelere sevk edilirken, yerinden edilen vatandaşlar için geçici barınma merkezleri oluşturuldu.
Meteoroloji uzmanları, bölgedeki yağışların bir süre daha etkili olabileceği yönünde uyarılarda bulunurken, yetkililer halkı yüksek riskli bölgelerden uzak durmaya ve güvenli alanlara geçmeye çağırdı. Felaketin ekonomik boyutu ve yeniden yapılanma sürecine ilişkin ilk tahminler henüz açıklanmadı ancak zararın çok büyük olacağı öngörülüyor.
Petropolis’in Tekrarlayan Dramı
Tarihi ve coğrafi yapısıyla dikkat çeken Petropolis, ne yazık ki geçmişte de benzer acılara sahne olmuştu. Şehir, 2022 yılında meydana gelen şiddetli seller ve toprak kaymalarında 200’den fazla vatandaşını kaybetmişti. Daha da geriye gidildiğinde, 2011 yılında yaşanan bir başka büyük felakette ise 900’den fazla kişi hayatını kaybetmişti. Bu durum, bölgenin iklimsel değişiklikler ve insan yerleşimlerinin plansızlığı gibi faktörler nedeniyle doğal afetlere karşı ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Her yeni felaket, yetkililere ve halka, daha dirençli yapılar ve daha etkili afet önleme stratejileri geliştirme zorunluluğunu hatırlatıyor.

